Testosteron Hormonu ve Androgenetik Saç Dökülmesi

Androgenetik Alopesi (AGA) en yaygın görülen saç dökülmesi tipidir. Erkeklerin %80ini etkilerken, bayanların ise %50si etkilenmektedir. Erkek-tipi saç dökülmesi de denen bu durum görüldüğü gibi yalnızca erkelere özel olmayıp kadınlarda da görülen bir problemdir. Ergenlikten sonra başlayıp 30lu yaşlarda kendini belli eder hale gelmiş olur. Çocuklukta başlaması çok nadirdir ancak gençlerin %15inde bu sorunun belirtileri görülebilmektedir.

saç dökülmesi siklusu
Androgen SensitiveErkeklerde görülen kellik bir androjene bağımlı toplumda yaygın görülen bir kalıtsal özelliktir. Saç köklerinin boyutunda ve faaliyetlerinde ilerleyen bir azalma vardır. Erkeklerdeki saç dökülmesi bazı erkeklerin psiko-sosyal sağlığında önemli olumsuz etkilere sebep olabilmektedir. Erkektipi saç dökülmesine yatkınlık genetik olarak belirlenmiş olup doğasında pek çok gen tarafından etkilenebilmektedir.
Testosteron hormonunun azaltılmış bir yan ürünü olan dihidrotestosteron, saç dökülmesinden sorumlu olan androjendir. Saç kökünde androjenlerin birincil hedefleri muhtemelen foliküler dermal papilladır. Günümüzde erkek tipi saö dökülmesinin yegane tedavisi olarak topikal minoksidil losyon ve oral finasteride kabul ediliyordu. Ancak bu iki tedavi yöntemi de ortalama 6 ay ile 1 yıl içerisinde sonuç vermekte olup etkinlikleri de tartışmalıdır. Ayrıca finasteridin testosteron hormonuna etkisi nedeniyle cinsel isteksizlik (libido azalması), erken boşalma ve benzeri cinsel problemler gibi yaygın yan etkileri bulunmaktadır. Minoksidil ise aslında bir tansiyon ilacı olup etkinliği tartışmalıdır. Her iki tedavi yönteminin de saç dökülmesini yavaşlatmak dışında, kısa vadede gözle görülür bir saç çıkarıcı etkileri bulunmaz.
Saç dökülmesinin diğer bir tedavi yöntemi ise cerrahidir. Terminal dönemdeki saç kökleri saç nakli diye bilinen yöntemle cilde tekrar yerleştirilirler. Bu cerrahi yöntem ile belirli vakalarda etkili kozmetik sonuçlar elde edilebilmektedir. hairloss
Saç dökülmesi sırasında saç iki safhadan geçer. İlk olarak, birbirini takip eden büyüme dönemleri sırasında saç follikülleri gittikçe küçülürler. Böylece saç kökünün çapı ve boyu küçülürken daha ince saç üretir. İkinci olarak saç döngüsünde değişim yaşanır. Tüm vakalarda anajen dönemi artık kısalmıştır. Telojen saçın köklerde kaldığı süre ise değişmez, fakat latent safha adı verilen folikülün boş kaldığı süre uzar. Bu değişiklikler kelleşme sürecindeki bireylerde daha belirgin yaşanır. Foliküler küçülme ve saç döngüsündeki değişikliklerin ortak sonucu olarak saçların uzunlukları ve çaplarında azalma ile birlikte saç yoğunluğu da azalmış olur.
Bu değişimler kelleşen bireylerde daha belirgin olur. Folliküler küçülme ve saç döngüsündeki değişimler sonucunda saç tellerinin uzunluğunda ve çaplarında azalma ile birlikte saç yoğunluğunda azalma meydana gelir. Kelleşmenin gelişmesi sürecinde bu iki bileşenin göreceli katkıları kişiden kişiye değişmektedir. Bazı erkeklerde ana değişim foliküler küçülme olup saç yoğunluğunda biraz ya da hiç azalma görülürken, diğerlerinde saçın dinlenme-bekleme (latent) fazı hakim olmaktadır.
Güncel olarak androjen etkisinin birincil hedefinin dermal papilla olduğu düşünülmektedir. Dermal papilla saç folliküllerinin boyutunu belirleyerek saçların büyümesi ve saç hacmini düzenlemede kilit rol oynar.
